Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vazolunmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Konulmak

Örnek:

1. ... Türk milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya onun eliyle vazolunan bu Anayasa...

1. ... Türk milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya onun eliyle vazolunan bu Anayasa...


Lisan : Arapça vażʿ + Türkçe olunmak

Telaffuz : va'zolunmak

ve

İlgili Kelimeler:

ve benzeri, ve diğeri, vesair, vesaire, veya, veyahut

Anlamı:

1. bağlaç , bağlaç , bağlaç , bağlaç , İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz

Örnek:

1. Galiba bir vehme kapılıyorum ve galiba bir hastalık beynimi kemiriyor.

1. Galiba bir vehme kapılıyorum ve galiba bir hastalık beynimi kemiriyor.


Lisan : Arapça ve

ve
Anlamı:

1. Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu


ve benzeri
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz, vesaire


ve diğerleri
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üçten fazla yazarı olan yayınlar kaynak gösterilirken ilk adın dışında kalanları belirtirken kullanılan söz


veba

İlgili Kelimeler:

sığır vebası

Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık, taun

2. hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Bazı hayvan hastalıkları

Örnek:

1. Sığır vebası. Domuz vebası.

1. Sığır vebası. Domuz vebası.


Lisan : Arapça vebāʾ

Telaffuz : veba:

vebal
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Günah

Örnek:

1. Bu işin vebali vardır.

1. Bu işin vebali vardır.


Lisan : Arapça vebāl

Telaffuz : veba:li

vebal altında kalmak
Anlamı:

1. manevi sorumluluk yüklenmek

Örnek:

1. Başını alıp kaçar da bir belaya uğrarsa vebal altında kalırsın.

1. Başını alıp kaçar da bir belaya uğrarsa vebal altında kalırsın.


vebalı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vebaya yakalanmış olan


vebali boynuna
Anlamı:

1. `ben karışmam, sorumluluk sana veya ona düşer` anlamında kullanılan bir söz

Örnek:

1. Vebali boynuna, bunların karınlarına sığdırdıklarını bir insan tıkınamaz.

1. Vebali boynuna, bunların karınlarına sığdırdıklarını bir insan tıkınamaz.

2. El konuşur, sevişirmiş bana ne / Sevdalım boynuna vebalim

2. El konuşur, sevişirmiş bana ne / Sevdalım boynuna vebalim


veca
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ağrı

Örnek:

1. Veca ansızın bastırır.

1. Veca ansızın bastırır.


Lisan : Arapça vecaʿ

Telaffuz : veca:

vecde gelmek
Anlamı:

1. kendinden geçecek kadar coşmak, bir şey karşısında sonsuz heyecan duymak, esrimek

Örnek:

1. Giydir hırkayı, fesi, Rufai tekkesinde zikrederken vecde gelen bir dervişin hayaleti olabilir.

1. Giydir hırkayı, fesi, Rufai tekkesinde zikrederken vecde gelen bir dervişin hayaleti olabilir.


vecde kapılmak
Anlamı:

1. coşmak, kendinden geçmek

Örnek:

1. Eski konakların mutfağını anlatırken bir tapınağı tasvir eder gibi vecde kapılır.

1. Eski konakların mutfağını anlatırken bir tapınağı tasvir eder gibi vecde kapılır.


veçhe
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Yön


Lisan : Arapça veche

veçhişebeh
Anlamı:

1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Benzetme yönü


Lisan : Arapça vech + şebeh

Telaffuz : ve'çhişebeh

vecibe
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ödev, boyun borcu


Lisan : Arapça vecībe

Telaffuz : veci:be

vecih

İlgili Kelimeler:

veçhişebeh

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yüz, çehre


Lisan : Arapça vech

veciz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kısa ve etkili (ifade, söz), lakonik

Örnek:

1. Bu bahsi çok veciz ve çok hazin bir ifadeyle anlatan...

1. Bu bahsi çok veciz ve çok hazin bir ifadeyle anlatan...


Lisan : Arapça vecīz

vecize
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Özdeyiş

Örnek:

1. Daima birtakım vecizeler zikreden eniştemiz yemeğe dair de böyle şeyler söyler.

1. Daima birtakım vecizeler zikreden eniştemiz yemeğe dair de böyle şeyler söyler.


Lisan : Arapça vecīze

Telaffuz : veci:ze

vecizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Veciz olma durumu


vect
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme, esrime

Örnek:

1. Kolektif bir vect, birlikte söylenilen şarkı taslağı, boğazdan gelen bu çığlıklar şiirin ilk nescini teşkil etmektedir.

1. Kolektif bir vect, birlikte söylenilen şarkı taslağı, boğazdan gelen bu çığlıklar şiirin ilk nescini teşkil etmektedir.


Lisan : Arapça vecd

vectli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Coşkun

Örnek:

1. Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu.

1. Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu.


veda
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme

Örnek:

1. Zaten ayrılması sırasında elimi sıkışı, yüzüme bakışı, acelesi ve tuhaflığı bir vedaya benziyordu.

1. Zaten ayrılması sırasında elimi sıkışı, yüzüme bakışı, acelesi ve tuhaflığı bir vedaya benziyordu.


Lisan : Arapça vidāʿ

Telaffuz : veda:

veda etmek
Anlamı:

1. vedalaşmak, esenleşmek

Örnek:

1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.

1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , sevilen bir şeyle olan ilgisini kesmek

Örnek:

1. Dünyaya veda ettik, atıldık doludizgin / En son koşumuzdur bu, asırlarca bilinsin

1. Dünyaya veda ettik, atıldık doludizgin / En son koşumuzdur bu, asırlarca bilinsin


vedalaşabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vedalaşabilmek işi